Kahta Objektif Haber

Özgül Turan: Stockholm Sendromu

Özgül Turan: Stockholm Sendromu
Özgül Turan
Özgül Turan( ozgulturan02@gmail.com )
747
18 Ocak 2023 - 8:42

1973 yılında İsveç’in başkenti Stockholm’de bir bankayı soymaya çalışan Jan Erik Olsson isimli kişi polislere bazı şartlar koşuyor ve bir hafta boyunca rehineler tutuyor. Bir hafta sonunda polis Erik’i yakalıyor ve göz altına alıyor. Rehinelerin ifadeleri alınıyor. Rehineler Erik’i savunuyor hatta aralarında para toplayıp avukat tutuyorlar. Erik’in iyi bir insan olduğunu, onların menfaatini düşündüğünü söylüyorlar. İçlerinden birisi: ‘’isteseydim kaçardım ama Erik’i zor durumda bırakmak istemedim’’ diyor.

Stockholm Sendromu başımıza gelen talihsiz duruma alışmak ve o durumu sahiplenmektir. Faydasız ve hatta zarar veren bir şey uğruna emek vermek ve verdiğimiz emek boşa gitmesin diye o şeyi elde tutmak için emek vermeye devam etmektir. Verdiğimiz değerin kölesi olmaktır ve bu köleliğe alışmaktır.
-İlişkilerde Stockholm Sendromu: Toksik bir ilişkidir. Beş yıl verilmiştir. Kişi bu ilişkiden faydadan çok zarar görmektedir. Ama o kişiye de alışmıştır. 5 yıllık emek de olduğu için çevrenin tüm uyarılarına rağmen ayrılmama konusunda ısrar etmektedir.

-Yaşanan şehirde Stockholm Sendromu: yaşanan şehir bize hitap etmemektedir. Gelirimize göre büyüktür ve pahalıdır veya isteklerimizi karşılamayacak kadar küçüktür. Bizim doğamıza uygun değildir. Mesleğimiz şehir değişikliğine uygun olsa da o şehre emek verdiğimizi düşündüğümüz için, o çileye veya imkân eksikliğine alıştığımız için mutlu olacağımız bir şehre gitmemek için direnmemizdir.
-Okul hayatında Stockholm Sendromu: Okuduğumuz bölüm bizim kişilik yapımıza hiç uygun değildir. İkinci sınıfa geçmişizdir. İki yıllık bir emek olduğunu düşündüğümüz için bölüm değişikliğine gitmeyiz. O sevmediğimiz ve doğamıza hiç uygun olmayan bölümü sahiplenmeye ve savunmaya başlarız. İki yıllık emek boşa gitmesin derken diğer yandan bir ömrü harcadığımızın farkında değilizdir.

-Markalarda Stockholm Sendromu: Belli bir markaya alışmışızdır. Yıllardır o markadan alışveriş yaptığımız için, o markayı markanın sahibinden daha çok sahipleniriz. Biz markayı sahiplendiğimizi düşünürüz ama marka bizi sahiplenmiştir. Sürekli bize satış yapmaktadır. Markayı bu kadar çok sahiplenmemizin nedeni, hayatımızda daha anlamlı bir şey yapmamamız, anlamlı bir amacımızın olmamasıdır. Bu boşluğu markalarla doldurup kendimizi bu şekilde tatmin etmemizdir.

Stockholm Sendromunu aşmanın yolu, içinde bulunduğumuz durumun bir Stockholm Sendromu olduğunu fark etmekle başlar. Bağlandığımız şeyin veya kişinin gerçekte bizimle uyumlu olmadığını, bize faydadan çok zarar verdiğini, onu değiştirdiğimizde daha mutlu olacağımızı anlamalıyız. Bu durumla yüzleşmeliyiz. Bizim durumumuzda olup bununla yüzleşip aşmış ve yolunu çizmiş insanlardan ilham ve destek almalıyız. Bu süreçte bize yol göstermelerini rica etmeliyiz. Bize hitap etmeyen durumları sorgulamalı ve bunun değişimi için risk almalı, bu değişim esnasındaki acıya katlanmalı ve bizim doğamıza uyumlu yoldan ilerlemeye devam etmeliyiz.

POPÜLER FOTO GALERİLER
POPÜLER VIDEO GALERİLER

KAHTAOBJEKTİF.COM | Tüm Hakları Saklıdır © 2016 - 2023